Mehmet Gürbüz Gürer

Mehmet Gürbüz Gürer

“Size, O Kadar Çok Şey Borçluyuz ki…”

Vecihi Hürkuş’u öğrenmemizi siz sağladınız. Bize yeni bir ufuk ve yol açtınız. Kitap yazdınız. Çok az bilinen bir dönemi, anılarla en yalın biçimde anlattınız. Havacı olmadan da havacılığa hizmetin yılmaz bir eri oldunuz.

Ölüm yıldönümünüzde sizi saygıyla, minnetle anıyoruz

Mehmet Gürbüz Gürer Yaşam öyküsünü şu sözlerle anlatıyor.

Ben, Mehmet Gürbüz GÜRER. 1923’de Cumhuriyetin ilanını müteakip, Selanik’in ilçesi Karaferye’den Türkiye’ye gelip, Kadıköy, Kızıltoprak Rüştiye sokaktaki eve yerleşen dört çocuklu memur ailesinin, 1926’da dünyaya gelen üçüncü erkek çocuğuyum.

 

 

1. ve 2. sınıfları Karakol karşısındaki ilkokulda, 3. sınıfı Bandırma’da, 4. ve 5. sınıfları da Erdek’te okudum. Orta Okulu Kadıköy’de Taş mekteplerde okudum. Hatay Antakya Lisesi’nden mezun oldum.

 

 

Eğitim Subayı olarak Aşkale 4. Zırhlı Tugay’da Asteğmen olarak görev yaptım.
1954’de imtihanla Gümrük Komisyoncusu oldum. “Hürbaş Kolektif Şirketi”ni kurdum. 1992’de Bağ-Kur’dan emekli olup ticari faaliyetimi noktaladım.

 

 

Meraklarım arasında; guaş ve yağlı boya resim yapmak, hikâye ve şiir yazmak, uçak ve gemi maketi yapmak ve de olta balıkçılığını sayabilirim.1952’de evlendim. 2 kızım, altı torunum, 2 torun çocuğum var. Hareketli hayatı seviyorum. Mutlu yaşantım sürüyor…

…diyordu 2008 yılında yayınladığımız kitabın arka kapağında.

Mehmet Bey’in mutlu, hayatın girdapları içinde ilke ve amaçlarına bağlı yaşantısı, özellikle Vecihi Hürkuş çalışmaları, anlatımları ve Tayyareci Vecihi Hürkuş Müzesi Derneği çatısı altında, bilge, tevazu sahibi, sevecen ve neşeli varlığıyla sürdü.

Bizlere anlatmakla, video kayıtları ile yetinmedi. Notları kitap oldu, 2 baskı yaptı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde, TUSAŞ’da konferansları oldu. Her ortamda, yakasındaki Hürkuş rozeti ile akıcı, temiz Türkçesi ile ilgi odağı olur ve anılarla, bilgi aktarımlarıyla, sevilen, aranan ve keyifle dinlenen bir abisi olurdu. Daha önce dinlemiş olsanız da, anlatması bitmesin isterdiniz.

Konuşması şairane değil, şiir gibi olurdu. Nükteleriyle sevilir, esprileri keyifle taşınırdı dilden dile.

“Vecihi Hürkuş, Göklerin Korkusuz Adamı” nasıl kitap oldu, çalışmalar nasıl başladı?

 


Kitabın yayına hazırlanması sırasında önsöz olarak hazırladığım metin şöyleydi:

“Bu kitap bir tepkiden doğmuştur. Yazar tarafından da değinilen vefasızlık, ulus ve dünya için önemli kişilerin yaşam ve eser izlerinin yitirilmesine duyarsızlık, örnek kişi ve örnek olaylara ulaşmanın önemsenmemesi, bu kitabın yazılmasını gerektirmiştir. Bilgi kaynakları, kitaplar, ansiklopediler ve internet “Göklerin Korkusuz Adamı VECİHİ HÜRKUŞ”a ulaşmamıza imkan vermemektedir. Kitaplarda bir iki satır, anılarda bir paragraf ya da paragrafta bir cümle, Havacılık Müzesi’nde 50x70 bir pano ile yetinilemez.

Bu tepki, yaşanmış, bellekte kalmış bilgilerin, anı ve anlatılanların filizlenmesini gün ışığına ulaşmasını sağlamıştır. Bu kitap, doğal bir akışın dizilişidir. Yazar, bu konuda önceki yıllarda, not almış, çalışmalar, araştırmalar yapmış değildir. Başkalarına bırakılmış, başkalarından beklenen görevlerin, yazarlar, araştırmacılar, incelemeciler, yayınevleri, tarafından yerine getirilmemesi, bu kitabın yazılmasını gerektirmiştir. Yazar, bilgisini aktarma sorumluluğunu yerine getirmeye çalışmıştır.

Yazar, pilot, mühendis, teknisyen ve mekanik uzmanı ya da görevlisi değildir. Gerek öğrencilik sürecinde gerek iş yaşamında uçak, uçak motoru ya da benzeri konularla ilgili bir eğitimi ve çalışması yoktur.

Yazar, bilgi desteği almamıştır. Yazar, anılarını sizlerle paylaşmakta ve o dönemde kendisine anlatılan bir esaret olayını aktarmaktadır. Yazar Vecihi Hürkuş‘un doğum ve ölüm tarihlerini dahi kitabına almamıştır. Bu bir araştırma ve inceleme çalışması değildir.

Yazar, inanılması güç bir bellek ve dikkatle yazmıştır. Kitabın son satırlarında herkesin hisleri farklı olabilir ancak bu bilgi detaylarının bellekte saklanılması, korunması ve aktarılması bu kitabın en çekici yanlarından olacaktır.

Bu kitap daktilonun ilk tuşlarından size ulaşmıştır. Yayıma hazırlama sırasında, anlatımın doğallığı yanında teknik nitelikli anlatımlara da dokunulmamıştır. Ancak daktilo yazımından kaynaklanan birkaç küçük düzeltme yapılmıştır. Düzeltmelerin de yazarın sözcükleri ve yazışı korunarak yapılmasına çalışılmış ve yazarın onayı alınmıştır.

Yazar amcamdır. Amcamın 75 yaşında bir kitap yazması benim için olağanüstü bir olaydır. Ancak yetmiş beş yaşında bir insanın daktilo başına geçerek ilk kitabını yazması, herkes için değilse de, pek çok kişi için önemli bir olaydır.

Yayıma hazırlama isteğimi sunmadan önce okumaya başladığımda bazı yerlerin değişmesi, çocuk yaşındaki anıların aktarılmasında doğal çocuk anlatımlarının ve teknik detayların sıkabileceği, bu nedenle düzeltilmesi gerekeceği gibi bir düşünceye kapıldım. Ancak, daha sonraki okumalarımda doğal aktarmanın doğruluğunu görerek büyük bir hata yapmaktan kurtuldum.

Bu önsöz yazıldığında sevgili amcam, yıllar sonra yine gurbette, yuvasından uzakta Samsun’da geçici olarak mesleği gümrük komisyonculuğu ile uğraşıyor. Gerçekte kendi yaşamı da bir roman olan amcamın bu ilk kitabını sizlere sunmanın tadını ve onurunu yaşıyorum. Bu arada bir de müjde vereyim. Sevgili amcam, çalışmalarını tamamlamak üzere. Bu kez daha kapsamlı bir kitap geliyor.”

Sonraki kitap gelmedi ama, O, bütün enerjisi, saygı ve sevgisiyle; çocukluğunda tanıdığı, gençliğinde hayran olduğu Vecihi Hürkuş için inançla, aşkla çalıştı. Onu tanımış olmanın gururunu, heyecanını son günlere kadar paylaşarak mutluluk ve huzur içinde vefa borcunu ödedi. Bizlere taşıdı.

Zamanın ve vefasızlığın tozlarının silinmesine, yeniden bir güneş gibi doğmasına en büyük katkıyı başarıyla sağladı.

Mehmet Gürbüz Gürer; yazısını şöyle tamamlıyor:


Vecihi Bey, orta boyun biraz üzerinde, sportmen görünüşlü, adeta güneşten bronzlaşmış bir çehreye sahip, yanağının bir tarafında ufak bir yara izi bulunan, müşfik bakışlı, düz kumral saçlı ve tok sesli, fazla konuşmayı sevmeyen bir kişiliğe ve yılmak bilmeyen tükenmez bir enerjiye sahipti.

Ne yazık ki, ansiklopedilerde ve hatta havacılıkla ilgili kitaplarda dahi Vecihi Bey veya Vecihi Hürkuş ile ilgili bir satıra rastlayamadım. Bu gerçekten çok acı.

Bu durum, bizim böyle güzide insanlara karşı vefasızlığımızın bir göstergesidir.

Vecihi Bey, yaptıklarıyla ve yetiştirdiği talebeleriyle en azından ansiklopedilerde, isimleri ve resimleriyle yer alan kişiler kadar anılmaya ve yaşatılmaya layık, ender yetişen şahsiyetlerdendir.

VECİHİ BEY, bu duyarsızlığımızı bağışla.

Seni şu satırlarımla yad etmekten dolayı mutluyum. Çünkü seni bundan sonra hatırlayıp anacaklar olacak ve böylece hatıranı yaşatacaklar. Bir nebze katkım olduysa, ne mutlu bana.

RUHUN ŞADOLSUN VECİHİ HOCA………
Mehmet Gürbüz Gürer
(Hangardakilerin deyimi ile “Japon”)

Hatıralardan, Bir Kitaptan, Derneğe Giden Yol

Ve bu günlere nasıl gelindi?

Anılar, bir kitap haline getirildi, Kendisinin bir suluboya resmi ile bir kapak yapıldı. Kitap, ilgilenenlere verilmek üzere İstanbul Havacılık Müzesi’ne bırakıldı. Vecihi Hürkuş’un büyük kızı Gönül Hürkuş Şarman’a bu kitaplardan biri ulaşınca iletişim kuruldu. 2003 yılında Gönül Hanımı, Mehmet Bey ile ziyarete gittik, tanıştılar. Aynı yaşlarda, aynı çevreleri paylaşmış kişiler olarak, ortak bilgiler paylaşıldı. Gönül Hürkuş Şarman (Gönül Hanım Babasının Hürkuş soyadını almak ama çocukları ile de aynı soyadını almak istiyordu. Mahkeme kararı ile HÜRKUŞ adı da ismine eklenince dünyalar onun olmuştu) ile onun ışığı, rehberliği ile çalışmalar başladı ve 2007 yılında Tayyareci Vecihi Hürkuş Müzesi Derneği kuruldu.

TVHMD – Mehmet Gürbüz Gürer’in Fotoğraf albümünden.

l

Vecihi Bey

Sıcak bir yaz günü deniz kıyısındaydık
Kum balığı ile horozbina avlamaktaydık
Kalabalığı görünce avlanmaktan caydık
Kalabalık nedir diye o tarafa kaydık

Altınordu sahasına inen uçakmış
Kalabalığın getirdiği de bu imiş.

Görmek için merakla gittik yanına,
Gözümüz takıldı yeşil çift kanadına

Getirip koydular kıyıdaki arsaya
Sonra kocaman hangar yaptılar arkaya
Sahibi de Vecihi adında bir zat
Miço’nun evini kiraladı tam üç kat

Okul olarak çalıştıracak burasını
Uçuş için kullanacak top sahasını
Öğrenciler pratik, nazari ders görecek
Böylece uçuş tekniğini öğrenecek.

Ağabeyimler de başladı bu kurslara
Hatta Osman ağabeyim katıldı uçuşlara.

Sonraları nedense uçuştan caydı
Oysa Vecihi çok değerli bir hocaydı.

Kendi elemanıyla yapar uçakları
Kontrolündedir tüm uçuş takımları
O hangar tıpkı bir uçak fabrikası
Yokluk içinde yaratıcılık harikası

Yaptığı uçaklarla atlattı çok kaza
Parçalanan uçaklar dönüyor enkaza

O, asla yılmadı, çalıştı, yetiştirdi
Sivil havacılık fikrini geliştirdi.

Ben hangarın daimi üyesi, maskotu
Yaptılar uçak, motorlu deniz botu
Ağabeyim Osman hangarın kuvvet timsali
Görülmemişti daha deniz botunun emsali.

Mehmet Gürbüz GÜRER

Pin It on Pinterest

Share This

Bunu Paylaş

Bu sayfayı takipçilerinle paylaş!