SİNEMADAKİ FİLM – VECİHİ HÜRKUŞ FİLMİ

SİNEMADAKİ FİLM – VECİHİ HÜRKUŞ FİLMİ

SİNEMADAKİ FİLM – VECİHİ HÜRKUŞ FİLMİ

FOTOĞRAF: (VECİHİ HÜRKUŞ UÇAĞININ KOKPİTİNDE)

Bir HÜRKUŞ Filmi

Bir Hürkuş filmi, müthiş bir kahramanlık filmi. Ne zamandır bekleniyordu. Yüz değil ama en az elli yıldır bu film yapılmalıydı. Yıllar yıllar öncesinde adını duyardınız. Özellikle 1930’lu yıllarda gazete ve mecmualarda büyüklü küçüklü binlerce haber ve fotoğraf yayınlanmıştı.

Eskiden

Sinemalarda, hatta yazlık sinemalarda bile film öncesi fragmanlar yer alırdı. “Gelecek program” zaten bilinirdi. Haftalar öncesinden de seyircisi hazırlanmaya başlanırdı. Boş duvarlarda ve özellikle sinema yakınlarında bir duvara ya da gövdeli bir ağaca çivilenmiş bir tabelada görürdünüz. Afişler de oldukça kıymetliydi. Uçmasın, yırtılmasın, hatta sökülüp alınmasın diye kenarlardaki çiviler arasına kınnap gerilerek koruma önlemleri alınırdı.

Ama “Yakında” ya da “Pek Yakında” sözlü ve yazılı anonsuyla duyurulan filmler daha bir bilinmez, daha bir merak edilen filmler olurdu. Film adları çok yahşi olurdu. Öyle ki daha fragmanını, afişini görmeden adından senaryolar yazılırdı hayallerde, eş-dost arası sohbetlerde. Yerli filmlerde adına göre konuyu ve olayları tahmin etmek fazla uzmanlık istemezdi ama yine de seyirciler kimi zaman kendi hayali senaryolarını daha iyi bulur, “Mutlu Son” bazen seyirciyi doyurmazdı. Kimileri de mutlu sonla evlerinin yolunu tutar, gece de rahat uyurlardı.

Film öncesinde fragmanlar dışında bazen, özellikle ithal filmlerle beraber gelen haber filmleri gösterilirdi. Genellikle Amerika’da bazen Avrupa’da neler olmuş, gözümüzü, kulağımızı dört açıp izlerdik. Çeviriler haber filminin akışıyla bizi sürüklerdi. Elin oğlu ulusal propagandalarını rahatlıkla yapar etkiler, özendirirdi. Dünyaya açılan bir pencereydi ama, sanatını, kültürünü, yaşam tarzını suyun altından pazarlardı.

Sinema yaygındı

Neredeyse her kasabada sinema vardı. Savaşlar sonrasında propaganda filmleri hız kesmiyordu. En çok ilgi çeken, demir kuşlardı; “Tayyareler”. Onlar bazen gazete ve mecmua sayfalarında yer alırdı ama sinemalardaki haber filmlerinde, hareket ve görsellik cümbüşünde çıkardıkları müthiş sesler, tayyareleri beyninize kazırdı.

Anadolu’da hangi şehirde, kasabada olursanız olun. Saatlerce, günlerce başınızı göğe çevirip baksanız, bir tayyare (uçak) görebilmeniz bir mucize olurdu. İşte o yıllarda (1930’lu yıllar) Tayyareci Vecihi Hürkuş; projesini ve imalini yaptığı ilk sivil Türk uçağı VECİHİ XIV ile Türkiye’de sertifika alamadığı için, bin bir zorlukla gittiği Prag’da uluslararası sertifikasını almıştır. Avrupa semalarında bir türk uçağı ile ilk ve tek uçuşu yaparak VECİHİ XIV ile yurda dönmüştür. Türk Tayyare Cemiyeti (Türk Hava Kurumu) için havacılığı anlatmak, havacılık eğitimlerinin gerçekleşmesi için bağış toplamak üzere bu uçakla 2 büyük yurt turu yapar.

(FOTOĞRAF: YURT TURU VECİHİ UÇAK MOTORU ÜZERİNDE)

Yurt Turları

İşte Vecihi; Karadeniz, İç Anadolu, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde şehirlerin, kasabaların, köylerin üzerinde uçar. Halk, havada göremediği uçağı kasabasında, şehrinde görmektedir. Vecihi, uçaktan havacılığın önemini ve gereğini anlatan el ilanlarını atar. Küçücük alanlara muhteşem inişler yapar. Coşkun bir kalabalık her yerde belki saatlerce onu beklemektedir.

Vecihi motorun üzerine çıkar ve havacılığın önemini ve neden önde olmak, güçlü olmak gerektiğini anlatır. Bir eliyle pervaneyi tutar. Söylevleri bilgilendirir, coşkuyu, ilgiyi sevgiyi ve kendisine, ülkesine güveni arttırır.

Vecihi konuşmakla kalmaz. İsteyenleri, kadınları, gençleri, köylüleri, kamu görevlilerini uçurur. Bu keyifli uçmalar, hava kararıncaya kadar sürer.

(FOTOĞRAFTA: ERTEM EĞİLMEZ (imdb.com)

Ertem Eğilmez

Ertem Eğilmez, en sevilen Türk filmlerinin yapımcısı ve yönetmenidir. 1929 Trabzon doğumludur. Vecihi Hürkuş yurt gezisinde Trabzon’a, Of’a geldiğinde 2 yaşındadır ama Vecihi’nin izleri o kadar derin ve etkilidir ki o dönemde doğan çocuklara “Vecihi” adı verilmesi neredeyse bir gelenek olarak sürmektedir. Mahalli basın Vecihi ile ilgili her haberi 8 sütuna manşet vermektedir.

Ertem Eğilmez, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunudur. Çağlayan Yayınevi’ni kurar, sonra mizah dergisi “Tef”i yayınlar. 1961 yılında Efe Film, 1964 yılında Arzu Film şirketini kurar. Büyük filmler yapar.

Gülen Gözler” filmi 1 Mart 1977 tarihinde vizyona girer. Aile, dram ve komedi ile örülmüştür. Sadık Şendil’in senaryosunda karakterleri Şener Şen, Adile Naşit, Münir Özkul, Halit Akçatepe ve Ayşen Gruda canlandırır. Onlara can veren sesler için de öncelikle Gazanfer Özcan ve Fuat İşhan’ı anmak gerekir.

(FOTOĞRAFLARDA: GÜLEN GÖZLER FİLM AFİŞİ ve VECİHİ ROLÜNDE ŞENER ŞEN )

Pilot Vecihi, Vecihi Hürkuş mudur?

Bilgiler netleşinceye kadar Vecihi Hürkuş, pilot Vecihi’dir. Bir komedi karakteri (Pilot Vecihi) ile askeri ve sivil bir kahraman uçak tasarımcı ve yapımcısı (Vecihi Hürkuş) neredeyse özdeşleştirilmiştir. Elbette gerçek olanı bilmek gerek. Komedinin, esprinin, gerçeklerin sınırını bilmek ve korumak gerek.

Vecihi Hürkuş bugün artık daha iyi tanınıyor. Onu tanımak, Türk havacılığının doğuşunu ve uzun yıllar gelişmesini bilmektir.

Tayyareci Vecihi Hürkuş Müzesi Derneği 2007 yılında onu daha iyi tanıtmak, anlatmak ve adına bir müze yapılmasını sağlamak için kuruldu. İlköğretim okulu öğrencisinden, yüksek lisans tezi hazırlayanlara kadar ilgi duyan, bilgi arayan herkese, kurumlara yardımcı oluyoruz. Her kanaldan ulaşılabilir durumdayız. Herkese açığız.

Bilgi, doğru ise işe yarar, fayda sağlar.

Elbette sinemanın kuralları vardır. İzleyiciyi elde tutmak, onu dünyasından koparıp başka bir yere taşımak. Onu mutlu etmek, korkutmak, heyecandan titretmek, güldürmek, ağlatmak zor şeydir. Ustalık ister. Sinema filminin belgeselden farklı olduğu bilinir. Aksiyonlar gereklidir. Çerçeveyi doğru anlatım için esnetmek mümkün olabilir. Sınır nedir? Sınır, gerçekler mi olmalıdır? Senaryo yazarlarının hayal gücü mü? Aksiyon, aksiyon dediğiniz şey gerçek dışıysa, akıl, mantık dışıysa anlatmak istediğiniz kahraman, sizin dolar gözlüklerinizin kurbanı olmayacak mı? Filmi izleyenlerle onun hayatını okuyanlar farklı Vecihi görmeyecekler mi? Hangisi Vecihi? Hangisi Vecihi Hürkuş?

Ve biz; onu doğru tanıtmak isteyenlere, “Gerçekler böyle değil ama o bir film. Belgesel değil” diyebilirler mi? Bu yeterli veya geçerli olur mu?

Vecihi Hürkuş Filmi Çalışmaları

Ne ilktir ne de son olacaktır başlamış olan film çalışmaları. Bugüne kadar 10 kadar senaryo çalışmasının danışmanlığımız istenerek bizimle paylaşıldığını söylersek görüşümüzü bildirme hakkımız anlaşılır.

Bu senaryo çalışmaları elbette bizim sırrımızdır. Ne bir sahne, ne bir söz sızmıştır. Bir kısmı, eğrilikleri düzeltemediğinden, bir kısmı ise “aksiyon! aksiyon!” diye tarihe, gerçeklere karşı Vecihi Hürkuş’un yaşamını sorumsuzca değiştirmiştir.

“Motor” demek pek çok kişinin hayalindedir. Çok çalışmak, kendini Vecihi Hürkuş filmi çekmeye hazır hissetmek, kendine inanmak gerekir. Vecihi Hürkuş ruhunu anlamak ve o yolda çalışmak herkesin harcı da değildir.

Özetle

Gelecekte, yerli ve yabancı yapımlardan VECİHİ HÜRKUŞ FİLMLERİ HAFTASI düzenlendiğinde; filmler arasındaki fark da tarihin süzgecinde değerini bulacaktır.

“Çok güzel bir film ama bu Vecihi Hürkuş değil” yargısı, tarih ve gerçeklerin tanıklığı karşısında kutuplar kadar soğuk olacaktır.

 

TVHMD

15 MAYIS HAVA ŞEHİTLERİNİ ANMA GÜNÜ VE VECİHİ HÜRKUŞ

15 MAYIS HAVA ŞEHİTLERİNİ ANMA GÜNÜ VE VECİHİ HÜRKUŞ

15 MAYIS HAVA ŞEHİTLERİNİ ANMA GÜNÜ VE VECİHİ HÜRKUŞ

 

İLK HAVA ŞEHİTLERİMİZ:

Yüzbaşı Mehmet Fethi Bey, Üsteğmen Sadık Bey, Teğmen Nuri Bey

“Ben henüz tayyareci değildim, çocukluk hayatımın çılgın çağlarını yaşıyordum. Beni daha 1914 yılında havacılarımız arasına çeken hadise Tayyareci Fethi, Sadık ve Nuri Bey’lerin Mısır seyahatlerinde şehadetleri olmuştu. Daha küçükten beri kabına sığmayan bir enerji tahsilimi teknik bir mecraya sokmuştu. Sporun her nev’inden zevk alıyordum. El işleri bakımından minyatür tayyare modellerim daha o zamandan göze çarpıyordu. Yaradılış itibariyle de çevik, atletik, biraz da hırçın bir çocuktum. Havacılık hakkındaki düşüncelerim hudutsuz gökler kadar genişti. Uçmak arzum önüne geçilemeyen bir tuğyan halinde benliğimi sarmıştı.”

Diye başlar Vecihi Hürkuş 1942 yılında yayınladığı “Havada” kitabının ilk bölümlerinde.

Türk havacılığının ilk büyük cesaret ve güç gösterisi 1914 yılında yapılmıştır. Planlanan İstanbul-Kahire seferi. Pilot Yüzbaşı Fethi Bey ve rasıt Yüzbaşı Sadık Bey, uçaklarının 27 Şubat 1914 tarihinde, Teğmen Nuri Bey’in uçağının da 11 Mart 1914 günü düşmesi nedeniyle seyahat tamamlanamamıştır. İlk hava şehitlerimizin kabirleri Şam’da Eyyübi Türbesinde bulunmaktadır.

Fotoğraf: İlk Türk Hava Şehitlerinin Türbesi, kaynak medyagündem

İLK HAVA ŞEHİTLERİ ANITI / FATİH

Neredeyse bütün yurdu saran bu acıyı hafifletmek ve hava şehitleri anmak üzere İstanbul Fatih’te bir anıt yapımına aynı yıl başlanmıştır. Temeli 2 Nisan günü atılan anıt, 1916 yılında tamamlanmış ve anıtın açılışında tören yapılarak ilk hava şehitlerimiz; Fethi, Sadık ve Nuri Bey anılmıştır.

1926 yılından itibaren Türkiye Tayyare Şehitlerini Anma Günü düzenlenerek hava şehitleri anılmıştır. O dönemde her yıl 27 Ocak günü Türkiye Tayyare Şehitlerini Anma Günü olarak törenler yapılmaktadır.

1935 yılında THK 6. Kurultayında 15 Mayıs Hava Şehitlerini Anma Günü olarak kabul edilmiştir.

Fotoğraf: Hava Şehitleri Anıtı eski ve son hali

27 Ocak 1923 KAHRAMAN FAZIL’IN ŞEHADETİ

Vecihi Hürkuş’un satırlarıyla:

“Türk Havacılığı için acı bir haberin yayıldığı elim bir gündü. Büyük Fazıl, talebesi Emin ile bir kaza neticesinde şehit düştüler. İçimi yakan bu haberle ben, şahsen bir dost kayıp etmekle beraber havacılığımızın da genç bir kahramandan mahrum kaldığına çok üzülmüştüm. Hatıra notlarımın o güne tesadüf eden sahifesini tıpkı kardeşimin sahifesi gibi siyah bir çerçeveye gömmüştüm. Filhakika çok haklı idim. Fazıl, ismine yakışan bir fazıla malik ve havacılığımızın o zaman en olgun bir elemanı idi. Uçuşundan ziyade, Türk havacılığı ilminden istifade edebilirdi.

“O, birkaç talebenin değil, fakat hepimizin hocası idi. İşte bu acı içinde ben milli havacılığımız namına için için yandım. Senelerce düşman üzerinde kahramanca çarpışarak ölüm tehlikelerini yenen bu aziz genç, küçük bir kazanın kurbanı olmuştu…”

Vecihi Hürkuş, 1923 ajandası 29 Ocak tarihli notu:

“Çok acı bir gündür. Fazıl’ın ve Emin’in şehadeti haberi bizi çok meyus etti.”

Fotoğraf: Fazıl Bey, Vecihi Hürkuş‘un Günlüğünden

 İLK TÜRK KADIN HAVA ŞEHİDİ ERİBE:


Vecihi Hürkuş
’un kızı (yeğeni) Eribe Hürkuş ilk kadın hava şehidimizdir. 29 Ekim 1936 tarihinde Cumhuriyet Bayramı gösterileri için hazırlanan Türkkuşu ekibinde yer alan Eribe; paraşüt atlayışı için uçaktan atlamış ancak paraşütü açılmadığı için yere çakılmıştır. Derhal ameliyata alınan Eribe Hanım kurtarılamamış ve 30 Ekim 1936 günü, 18. Doğum gününde şehit olmuştur. Kabri Ankara Cebeci Şehitliği’ndedir.

Her 15 Mayıs günü Hava Şehitlerini Anma Töreni düzenleyen, onların yüreğimizdeki yerini sağlamlaştıran kurumlara şükranlarımızı sunuyor ve tüm hava şehitlerimizi saygı ile anıyoruz.

15 Mayıs 2018 Hava Şehitlerini Anma Günü Fotoğrafları

HAVA ANMA GÜNÜ DEĞİŞİKLİKLERİ:

  • 1916: Hava Şehitleri Anıtı açılış günü tören yapılmış ve Hava Şehitleri anılmıştır.
  • 1926 yılına kadar özel bir anma yapılmamıştır.
  • 19261935 döneminde 10 yıl 27 Ocak gününde anma yapılmıştır.
  • 1935 yılından itibaren 15 Mayıs gününde anma yapılmaktadır.
  • Her ne kadar kara, deniz ve hava şehitlerinin tek günde anılması kararı alınmışsa da 15 Mayıs Hava Şehitlerini Anma Günü özenle yapılmaya devam edilmektedir.
Hürkuş’un 79 Yıllık Uçak Öyküsünde Son Perde – Vecihi XV Maketinin Son Durumu

Hürkuş’un 79 Yıllık Uçak Öyküsünde Son Perde – Vecihi XV Maketinin Son Durumu

İlk Türk uçağı VECİHİ K-VI 1924 yılında tamamlandı. 28 Ocak 1925 günü ilk ve tek uçuşunu yaptı. Bir daha uçurulmadı. 1926 yılında müzeye alınması talep edildi. “Uygun/Muvafık” görülmedi. Güneşin, yağmurun, rüzgârın etkisiyle çürüdü, eridi, yok oldu.

Bundan yıllar yıllar sonra, 1926 yılında nasıl başarmışsak, bugün de başarımızı sürdürüyoruz. 

Aşağıdaki yazıda, orjinalinin yapımından 79 sene sonra TUSAŞ için aslına uygun bir şekilde gerçek boyutlarında yapılan VECİHİ XV maketinin ibretlere vesile hazin sonu anlatılmaktadır… Yeni bilgilere ulaştıkça Vecihi XV maketinin son durumu hakkında sizlerle bilgi paylaşmaya devam edeceğiz.

VECİHİ XV UÇAĞI VE HÜRKUŞ PROJESİ

VECİHİ XV; Vecihi Hürkuş tarafından 1933 Yılında Vecihi Sivil Tayyare Mektebi’nde (VSTM) projesi, yapımı ve uçuşları gerçekleştirilen 3. uçağıdır.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.( TUSAŞ / TAI ); 2006 yılında bir Türk Başlangıç ve Eğitim Uçağı üretme kararı almıştır. Projeye “HÜRKUŞ” adı verilmiştir. Çalışmalarla uçağın hangarda yapım aşamaları tamamlanmış ve 2012 yılında “Uçağın Hangardan Çıkarılış Töreni” aşamasına gelinmiştir. TUSAŞ yetkilileri ile yaptığımız görüşmelerde; törende HÜRKUŞ’un yanında bir VECİHİ uçağının yapılmasını önerdik. Önerdiğimiz Uçak Vecihi XV‘ti. Bu önerimizin sebebi Vecihi Hürkuş tarafından tasarlanıp üretilen bu uçağın aynı zamanda ilk Türk eğitim uçağı olmasıydı.

Bu orjinaline uygun ikinci uçak üretim projemiz olacaktı. Tayyareci Vecihi Hürkuş Müzesi Derneği olarak ilk uçak projemizi, 2011 yılında Sayın Prof. Dr. Bingür Sönmez liderliğinde bir ekibin isteğiyle dönem Yönetim Kurulu üyesi Sayın Hakan Demirbağ ve Sayın Vecdi Yücalan ile tamamlamıştık. Yaptığımız uçak; Erzurumlu Nafiz Kotan Bey tarafından orduya hediye edilen Fiat R2 uçağı idi ve götürüldüğü Erzurum Hava Alanında sergileniyordu.

Vecihi Hürkuş tarafından çizilen imzalı projeleri, fotoğrafları ve yapım bilgilerini yanımıza alarak Ankara’ya gittik ve proje önerimizi sunduk. Sonuçta; TUSAŞ yetkilileri, teknoloji farkı nedeniyle aynen yapamayacaklarını ancak bunun yapılmasını istediklerini bildirerek, bunu siz sağlayın dediler.

 

İMALAT

Dönem Yönetim Kurulu Üyemiz Sayın Selçuk Tekin Özer başkanlığında VECİHİ XV’in proje ve planlarını üretim için hazırladık. TAI’nin istediği fizibilite çalışmaları yapıldı. Üretimi fiilen yapacak firma ile TAI arasında protokol yapıldı. Aralarında planlandığı şekilde üretim aşamalarında ödemeleri yapıldı ve süresinden önce VECİHİ XV uçak maketi tamamlandı.

Yapımından 79 sene sonra, proje ve planlarına, fotoğraflarına uygun, döneminin malzemelerine en yakın ve uygun malzeme ile “motoru konsa uçacakVECİHİ XV’i yaptık.
(G: 9.85 m, U: 7.10 m, Y: 2.85 m)

Vecihi Hürkuş’un kızı Gönül Hürkuş, Vecihi XV Uçağımız İle Birlikte

TVHMD hiçbir parasal ilişkiye girmeden projenin yöneticisi ve takipçisi oldu. TAI tarafından yapılan ana ödemelerle VECİHİ XV uçağı tamamlanarak Ankara’ya götürüldü, üretici ekip tarafından montajı yapıldı.

TAI tarafından yapılan ödemeler dışında; Uçağın pervanesinin görsel olarak hafif hareketini sağlayan elektrik motoru ve tesisatı tarafımızdan yaptırıldı. Uçak, montajlı olarak tutulmadığından; defalarca (TAI izniyle) İstanbul-Ankara yolculukları yaptı (Airex fuarları, Beşiktaş Müzesi sergisi gibi). Her montaj için Ankara’ya ekiple gittik. Yüklendi İstanbul’a geldi. İstanbul’da ekip montajını yaptı. Uçak boyandı. Bez kaplı uçak her sergilenme öncesinde boyandı. Aynı işlemler sergi sonrasında Ankara’ya gidiş ve teslimde de gerçekleştirildi.

 

 VECİHİ VE HÜRKUŞ

28 Haziran 2012 günü HÜRKUŞ uçağının Hangardan Çıkarılışı Töreninde VECİHİ XV ve HÜRKUŞ birlikte sahne aldı. Sahnede “VECİHİ” ve “HÜRKUŞ” vardı…

 

İdealimiz olan Vecihi Hürkuş Müzesi için VECİHİ XV uçağı, ilk uçağımız hazırdı. HÜRKUŞ’un hangardan çıkartılış töreni muhteşem bir organizasyon ile gerçekleşmişti. VECİHİ XV maketi Ankara’da görevini tamamlamıştı. TAI, bazı etkinlikler için uçağın sergilenmesine izin veriyordu. Artık maket için en uygun yer, koşulları gerçekleştiğinde VECİHİ HÜRKUŞ MÜZESİ olmalıydı. Bunun için bir protokol yoktu ama karşılıklı irade ve kabul vardı.  TAI, müzede yer almasına kadar muhafazayı gerçekleştirecekti. Uçağın ana masraflarını ödemişlerdi. Uçak maketi TAI’ye aitti. Ancak proje, doküman, kontrol, gözetim ek malzeme, ek işçilik ve yüzlerce saati bulan emek, VECİHİ HÜRKUŞ MÜZESİ ideali, karşılıksız olarak bize aitti.

TESADÜF SONUCU ORTAYA ÇIKAN GERÇEKLER

Yıl 2018, TVHMD Şubat toplantımızda bir üyemiz Ankara Çamlıdere’de “VECİHİ” uçağı gördüklerini anlattı. Heyecanla hemen araştırmaya başladık. Neredeydi? Nasıl korunuyor, sergileniyordu? Neydi? Kim yapmıştı? Nasıl yapmıştı? Çamlıdere ile ne bağlantısı vardı? Vecihi XV maketinin son durumunu merak etmiştik

Belediyenin internet sitesi haberine göre; VECİHİ XV, 2016 Kasım ayından itibaren 7.200 nüfuslu Çamlıdere ilçesindeydi. Ziyaretçi akınına uğruyordu, Fevzi Uzuner ailesi tarafından belediyeye hediye edilmişti. Belediye tarafından onarılmıştı(!)

Fotoğraflar vardı uçağın getirilişi ve sergilenişini gösteriyordu. Uçağın muhteşem pervanesi yoktu. Uçak bir çayırın üzerine otların arasına bırakılmıştı. Kanatlar ve kuyruk tamamen yerdeydi. Uçağın içine çocuklar dolmuştu.

Medyada başka hiçbir görüntü, haber bulamamıştık.

Çamlıdere Belediye görevlisi ise maketin kapalı bir alana alınacağını, biraz tamir ve boya işi olduğunu yeni fotoğrafları bunlar yapıldıktan sonra yayınlayacaklarını söylüyordu.

Eyvah! demek ki bu uçak tarafımızdan TUSAŞ için ürettiğimiz uçaktı ve geldiğini belirttikleri 2016 Kasım ayından beri açıktaydı. Yağmur, kar, fırtına ve güneşin altındaydı. Demek TAI uçağı kötü halde teslim(!) etmiş, belediye onarmıştı. Ama yine onarıma ihtiyaçtan söz ediyorlardı.

Bir yıldan fazla süredir bir parkta açıkta. Pervanesi yok. İçinde çoluk çocuk dolmuş. Ahşap ve bez ana maddeli uçağının özenle korunması gereken gövde ve kanatlarının durumu ve boyasının, Ankara’nın kar, fırtına ve soğuğuna, yazın sıcağına ne kadar dayanabildiğini ve ne halde olduğunu düşünemiyoruz. Bilgi alamıyoruz. TAI’den arıyorlar; “VECİHİ XV sizde mi” diye soruyorlar. “Hayır” diyoruz. “Geçenlerde size verilmesi konuşuluyordu” diyorlar.

Uçağı bir aile belediyeye hediye(!) etmiş. TAI yönetiminin değiştiği ortamda “olanlar olmuş” gibi gözüküyor.

Daha fazla sabredemezdik. Gitmeli ve Vecihi XV maketinin son durumunu bizzat görmeliydik.

ARAŞTIRMA GEZİSİ VE YIKICI GERÇEKLER:

Vecihi XV maketinin son durumu 

 

Ankara Çamlıdere’ye gitmek, durumu çıplak gözle görmek gerekiyordu. Ve tahammül edebilmek. 8 Nisan 2018 Pazar günü Ankara Çamlıdere’de dehşet saatleri. Deklanşöre her dokunuş, her kare inanılmaz bir akıl tutulmasını, insafsızlığı, öngörüsüzlük ve bilgisizliği kaydediyordu. “Her nasılsa ben sahip oldum ya, ölse de anlamı yok” mantığı, bir kez de olsa manşette yer aldım. Vecihi de kimmiş…

Çamlıdere “ÇUF ÇUF OYUNCAK MÜZESİ” uçağın son ikametgâhı.

Gerçekten müzede olması gereken uçak, ne yazık ki çocuk oyuncağı olmuş. Bu muhteşem fikrin sahipleri ve uygulayıcıları mutlaka gurur duyuyorlardır eserleriyle.

Uçağın kapalı bir mekâna götürülmesi, bakım görmesi, boyanması artık imkânsız. Tenekeden pervaneye mi yanarsınız? Aslında ve makette olmadığı halde kuyruğa konulan alakasız dolma lastiğe mi? Üstüne çıkmaktan parçalanıp sarkan kanatlara mı? Ahşap ve bez esaslı uçağı açıkta çürütüp kanat altlarına profil boru ile destek ve ayak yapmalarına mı? Ayrıntıları ile göstergeleri, kumanda kolları, pedalları ile motor konunca uçacak uçağın kokpiti parçalandıktan sonra üzerinin naylonla örtülmesine mi?

1920 ve 1930’larda ürettiğimiz değerleri koruyamamışız. Söylemediğimizi ve mangalda külünü bırakmıyoruz. Öngörü eksikliği ve cehalet. Tamam, doğru.

Bugün 2018’de uçak maketini korumuyoruz, yok ediyoruz.

Sözün bittiği değil, başlaması gereken yerdeyiz…

Tayyareci Vecihi Hürkuş Müzesi Derneği

 

*Siz bu durum hakkında neler düşünüyorsunuz?

Lütfen yorumlarınızı bizimle paylaşın.

Vecihi Hürkuş’un Hayatı Şimdi de İspanyolca

Vecihi Hürkuş’un Hayatı Şimdi de İspanyolca

Gracias Burcu;

Ulusal olduğu kadar uluslararası bir değer olduğunu bildiğimiz Vecihi Hürkuş’un yaşamının dünya uluslarınca kendi dillerinde de okunabilmesi, paylaşılabilmesi için iletişim kanallarımızı çoğaltmaya çalışıyoruz.

400.000.000 kişinin ana dil olarak kullandığı İspanyolcanın da paylaşım kanallarımıza girmesini istiyorduk. Bu dileğimiz kısa sürede gerçekleşti.

Vecihi Hürkuş dostu Sayın Burcu GİRGİN, güzel ve doğru İspanyolcası ile Vecihi Hürkuş’un yaşam öyküsünü çevirdi. Sayesinde Vecihi Hürkuş’un Hayatı Şimdi de İspanyolca. Teşekkürler Sayın Burcu Girgin.
Gracias =)

TVHMD

Mengen İlçe Kütüphanesi’ne Kitap Takdimi

Mengen İlçe Kütüphanesi’ne Kitap Takdimi

Mengen İlçe Kütüphanesi‘ne göndermeyi kararlaştırdığımız “Vecihi Hürkuş – Havada” kitabımız, üyemiz Sayın Mustafa Kılıç, Mengen İlçe Kütüphanesi Müdürü Sayın Yılmaz Gürel’e takdim etmiştir.
Sayın Mustafa Kılıç, aynı zamanda kendisinin hazırlayıp yayınladığı “Son Tayyareci” kitabını da takdim etmiştir.

Sayın Mustafa Kılıç tarafından “Mengen Aşcılar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi” kütüphanesine de kitabımız takdim edilmiştir.
Sayın Mustafa Kılıç’a teşekkür ediyoruz.

Derneğimiz tarafından hazırlanıp 2008 yılında yeniden basılan kitabımız

Sabiha Gökçen’in Elini Öpmek

Sabiha Gökçen’in Elini Öpmek

Bu gün 22 Mart 2018,
Türkiye’nin ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’in doğum tarihi 22 Mart (1913). Ölüm tarihi de aynı gün 22 Mart (2001)
Sabiha Gökçen’i bir toplantıda* dinlemek ve elini öpmek, o gün için çok gurur, heyecan veren bir olaydı.
Bu gün aynı heyecanı gururla yaşıyorum.

Sabiha Gökçen büyüğümüzü saygıyla, sevgiyle anıyoruz.
Her zaman göklerde olduğunuzu ışıklar saçmaya, muhteşem bir örnek olmaya devam ettiğinizi biliyoruz.

* 2 Aralık 1993 – Küçük Çamlıca Lions Kulübü toplantısı 

Sabiha Gökçen’in Hayatından Kısa Kısa

* Sabiha Gökçen, 22 Mart 1913 tarihinde Bursa’da dünyaya geldi.
* Mustafa Kemal Atatürk’e giderek okumak istediğini söyledi. Bu olayın ardından Mustafa Kemal, Sabiha’yı evlatlık edindi.
* 1935 senesinde Türkkuşu’nun açılış töreninde planör gösterilerinden etkilenerek havacılığa yöneldi. Türk Kuşu Sivil Havacılık Okulu’na girdi. Bu dönemde yedi erkek öğrenciyle birlikte Kırım’a gönderilerek altı aylık yüksek planörcülük eğitimini Koktebel Yüksek Planör Okulu’nda tamamladı.
* Eskişehir Havacılık Okulu’nda Savmi Uçan ve Muhittin Bey’den özel uçuş dersleri aldı. 25 Şubat 1936’da ilk kez motorlu uçak ile uçmaya başladı.
* Gökçen 1937 senesinde Tunceli’de çıkan isyanı bastırmak için başlatılan Dersim Harekatı’nın hava saldırısı safhasında yer alan ilk kadın savaş pilotuydu.
* 1937 senesinde Fransa’nın, Hatay’ı Suriye’ye devretmeye hazırlandığı yolundaki haberler, başkentte sert tepkiyle karşılandı. Mustafa Kemal’in emriyle üniformasını giyen Sabiha Gökçen, Fransız elçisinin önünde havaya üç el ateş etti ve “Hatay’ın vatana katılması için gerekirse silahlanırız” dedi. Bu olaydan sonra tutuklanarak 1 gün hapis yattı. Gökçen’in bu teşebbüsü sayesinde Atatürk’ün planı tuttu ve düşmana göz dağı verildi.
* 1938 senesinde uçağıyla beş gün süren bir Balkan turu gerçekleştirdi. Bu seyahati sırasında Atina, Sofya ve Belgrad gibi şehirleri gezdi. 22 Haziran 1938’de İstanbul’a geri döndü.
* Sabiha Gökçen, manevi babası Mustafa Kemal’i kaybedince ordudan ayrılarak Türkkuşu Uçuş Okulu’nda başöğretmen olarak çalışmaya başladı. 1955 senesine kadar da bu görevini sürdürdü.
* 22 Mart 2001’de Gülhane Askerî Tıp Akademisi’nde vefat etti.

Pin It on Pinterest