Kuruluş Öykümüz

Fotoğraflar Arasından Tarih Işıldıyor:

2000’li yılların başında, Derneğimizin Kurucusu Bahadır Gürer, aile fotoğraflarını dijital ortama aktarmak için aile fertlerini ziyaret etmeye, onlarda bulunan fotoğrafları bir araya getirip taramaya başlar. İskenderun’da yaşayan amcası Mehmet Gürbüz Gürer‘i ziyaret eder. Sohbetin ardından amcasında bulunan fotoğrafları isteyen Bahadır Gürer’e, amcası, büyük bir koli ile fotoğraf getirir. Fotoğraflara bakarlarken, aralarında bulduğu rulo şeklinde pelür kağıdı sorar amcasına. Amcası da “Ne sen sor, ne ben söyleyeyim” diyerek söze başlar.

Japon!

Mehmet Gürbüz Gürer, küçük bir çocukken, 1930’lu yıllarda Kadıköy’de Vecihi Hürkuş‘un hangarının olduğu Rüştiye sokakta ailesiyle yaşıyorlarmış. Bir düşünün, yıl 1930, yollarda tek tük araba var ve sokağınızın sonunda bir hangar kuruluyor ve uçak üretimi yapılıyor… Bu bugün sokağınızın sonunda uzay mekiği yapılması gibi bir şey. Dolayısıyla Mehmet Bey her gününü orada geçirir olmuş, Vecihi Bey‘i ve arkadaşlarını dikkatle izlermiş. Vecihi Bey de hem ufak tefek, hem de dikkatli ve meraklı olmasından ötürü Mehmet Bey‘e “Japon” diye hitap edermiş.

Yıllar Sonrasında Bir Kaç Kez Daha Yolları Kesişmiş Vecihi Bey’le;

Yıllar geçmiş. Mehmet Bey‘in aklına yeniden Vecihi Hürkuş düşmüş. İskenderun’da bulunan dört kütüphaneyi gezmiş, aramış, kitapları, ansiklopedileri  taramış, lâkin Vecihi Hürkuş‘la ilgili hiç bir şey bulamamış. O hayal kırıklığıyla oturmuş daktilosunun başına, iki pelür kâğıt takmış, arasına karbon kâğıdını koymuş, başlamış, o küçücük yaşta hatırladıklarını yazmaya.

İşte Bahadır Gürer’in o rulo şeklindeki pelür kağıtlarda okuduğu not akılları baştan alan bir yaşam öyküsüdür.. Çok duygulanan Bahadır Bey, amcasından izin alarak bu notlarla İstanbul’a dönmüş. Bilgisayara geçirdiği bu notları bir kitaba dönüştürmüş ve kitabın kapağı için de amcasından bir resim yapmasını istemiş… Sonrasında bu kitaptan bastırarak eşe dosta dağıtmış.

Yeşilköy Havacılık Müzesi’nde “Göklerin Korkusuz Adamı”

Vecihi Hürkuş‘un kullandığı son uçak TC – ERK Yeşilköy Havacılık Müzesi‘nde sergilenmektedir. Buraya da bir miktar kitap bırakan Bahadır Bey, oradaki görevlilere, Vecihi Bey‘le ilgilenen, uçağı merak eden ziyaretçilere kitaptan verebileceklerini söylemiş.

Buluşma ve Yeniden Yolun Başı

Birkaç ay sonra Bahadır Bey’e, tanımadığı bir numaradan arama gelir. Arayan, Vecihi Hürkuş‘un en büyük kızı Gönül Şarman‘dır. Mehmet Bey‘in anlattıkları sırasında Almanya’da annesiyle yaşayan Gönül Hanım, bu kitapta yazan dönemi bilmediğini söylemektedir. Bu şekilde başlayan tanışıklıkta, Gönül Hanım, bize buz dağının suyun altında kalan yüzünü aydınlatır ve bilmediğimiz çok daha fazla şey olduğunu fark etmemizi sağlar. Gönül Hanım ve iki kardeşi (Sevim Maxson Hürkuş ve Perran Ülgen Hürkuş) derneğimizin kuruluşunda çok önemli rol oynarlar ve onursal üyelerimiz olmayı kabul ederek bizleri onurlandırırlar.

29 Kasım 2007 tarihinde kurulan derneğimiz, 10 yılı aşkın süredir çalışmalarına devam etmektedir.

Pin It on Pinterest

Share This

Bunu Paylaş

Bu sayfayı takipçilerinle paylaş!