Vecihi Hürkuş’un Öğrencileri

Vecihi Hürkuş’un Öğrencileri – Türkiye’nin baştayyarecisi Vecihi Hürkuş, başta 1932 yılında kurmuş olduğu ilk Türk sivil pilotaj okulu “Vecihi Sivil Tayyare Mektebi”nde olmak üzere, hayatı boyunca pek çok genç ve hevesli pilotun eğitmeni olmuş ve havacılık sevgisini gençlere aşılamıştır. Bu sayfada öğrencilerinden bazıları hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Sayfamızda istediğiniz bölüme gitmek için, aşağıdaki isimlere tıklayarak ilgili bölüme ulaşabilirsiniz.

Eribe Hürkuş
Bedriye Gökmen
Ahmet Selçuk
Sabiha Gökçen

ERİBE HÜRKUŞ

 

“İLK KADIN HAVA ŞEHİDİMİZ”

(30.10.1918 İstanbul – 30.10.1936 Ankara)

 

Vecihi Hürkuş’un kız kardeşi Remziye Hanım 1898 İstanbul doğumludur. Vecihi Hürkuş’un Milli Mücadele için, Anadolu’ya Atatürk’ün yanına geçmesinden sonra, İngilizler Vecihi Bey’in Annesi Zeliha Niyir Hanımı, Kız kardeşi Remziye Hanımı rahat bırakmazlar. Zeliha Niyir Hanım, kızı Remziye, torunu Eribe ve Emel ile Anadolu’ya, Eskişehir’e kaçarlar.

12 Ocak 1921 günü Eskişehir, Yunanlılar tarafından bombalanır. Remziye Hanım 23 yaşında şehit olmuştur. Bir hafta önce Remziye Hanım’ın eşi Binbaşı Bedri Bey’in şehitlik haberi gelmiştir. Aile yastadır. Zeliha Niyir Hanım, Yetim torunları Emel ve Eribe ile Ankara’ya göç eder. “Ricat felaketinin musibetleri içinde henüz bir yaşını doldurmadan” zor şartlarda, 1920 doğumlu Emel hastalanır ve ölür. O da bir savaş kurbanı, bir şehittir.
Eribe, anneannesi Zeliha Niyir Hanım ve Vecihi Bey’in yanında ve himayesindedir. Vecihi Beye, “Baba” demektedir, Vecihi Bey de Eribe’ye “Kızım” demektedir.
Eribe Kadıköy Kız Ortaokulunda öğrenciyken 1932-1933 yıllarında Vecihi Bey’in Kadıköy’deki Sivil Tayyare Mektebinde Öğrencidir. Pilotluk öğrenmekte ve havacı olmak için can atmaktadır. Sivil Tayyare Mektebinin kapanması, Türkkuşu’nun kurulması için Vecihi Bey’in Ankara’ya çağrılması ile aile Ankara’ya taşınır. Eribe de Türkkuşu’nda eğitim almaya başlar.

Eribe Hürkuş Facebook Sayfamıza Gitmek İçin

İLK KADIN UÇAKÇI “BEDRİYE TAHİR”

Yeni Türkiye’ye yakışır bir enerji gösterdiğinden dolayı çok takdir ettiğim Vecihi Bey’e bir mektup yazdım ve mektebinde yetiştirdiği ilk kadın uçakçının duygusunu, ülküsünü birkaç not içersinde sordum.

Vecihi Bey büyük bir nezaketle bana bu yardımda bulundu ve talebesinin duygularını ve düşüncelerini ilişik olarak bana gönderdi. Aşağıda onları Bedriye Tahir H.ın ağzından dinliyelim.

Tayyareci olmak içilen duyulan arzunun başlıca sebebi uçmak hissinin insanların yaradılışında olmasıdır. Buna en büyük delil bundan yüzlerce sene evvel insanların kimi kanat takarak, kimi barutla ve daha bir çok vasıtalarla uçmaya teşebbüs etmiş olmaları ve bu uğurda bir çok kurban vermeleridir.

Çocukluğumdan beri kuşların çırpınışlarını, kanat çırpışlarını, dönüşlerini büyük bir dikkatle seyreder ve bundan zevk alırdım.

Tayyareleri seyrederken tatlı bir heyecan duyar ve bu insanlar ne mesut, ben de böyle uçsam diye düşünürdüm.

Benim nazarımda tayyareciler insanlığın fevkinde büyük bir kudret sahibi kimselerdi, onlara karşı kalbimde büyük bir hayranlık ve hürmet hisleri dolu idi, benim için onlar bambaşka birer varlıktı.

Gazetelerde tayyareciliğe ait en küçük bir yazıyı bile kaçırmazdım. Bütün emelim bir kerelik olsun tayyareye binmekti. Bazan kendimi tayyareci olmuş farz eder, bir çok tehlikelerle karşılaşır, hiç korkmazdım ancak paraşütle atlamayı tahayyül ettiğim zaman irkilirdim fakat ilk uçuşumdan sonra bu korku da tamamen zail oldu. Bu gün bir paraşütle atlamak için zerre kadar tereddüt etmem.

Bu memlekette hissedilen heyecanlar öyle gariptir ki anlatılmaz ancak hissedilir. Bunun için de uçmak lazımdır.

Şunu söyliyeyim ki bir tayyareci, yalnız havada uçmaz. O her zaman ve her yerde uçar. Mesela vapurda, tramvayda, otomobilde, hatta yürürken bile uçar. Benim rüyamda uçmadığım gece hemen hemen yok gibidir. Bir tayyarecinin bindiği her vesaiti nakliye onun için tayyaredir. Ve o vesaiti nakliyenin her hareketinde tayyareci, tayyaresinde imiş gibi kendi kendine kumanda eder.

Tayyarecilik öyle tatlıdır, öyle caziptir ki bu mesleğe intisap eden bir daha ayrılamaz.

Tayyarecilikteki ülküm iyi bir tayyareci olmak, Türk kadınlığının bu sahada da diğer milletlerden geri kalmayacağını göstermek ve memleketimde tayyareciliğin ihyası için çalışmaktır

Türkiye havasında uçmaktan duyulan bu içten sevginin, bugün bir Türk kadını tarafından da anlatılabilmesi, bizim için cidden bir adımdır.

Bu duyguyu inceleyecek olursak, yeryüzündeki hız ve hareket mefhumunun, bir uçakçıda nasıl bir karakter meydana getirdiğini görürüz. Bu karakter yeni insan karakteridir ve bu meslek, yeryüzü gidişinin en yenisi ve en şövalyece olan mesleğidir.

Gençlerimize, hayali değil, hakiki ufuklar açıldı, kadınlığımız yükselişini maddeten görebilecek hale geldi.

Benden yeni Türkiye’ye ve onun yeni çocuğu Bedriye Hanım’a daha yükselişler ve Vecihi Bey’e tebrikler.

İffet Halim / Havacılık ve Spor 1933

BEDRİYE GÖKMEN BACI

İlk Türk Kadın Pilot: Bedriye Tahir Hanım

Şu temiz bakışlı, şu tertemiz gülümseyişli, şu dimdik duruşlu genç kızın resmine bakınız; takkesini nasıl afili yanlamış. Saçlarını nasıl sadelemesine koyuvermiş! Boyun şalını nasıl fiyakalı ilmikleyip sarkıtmış! Bu kız, Greta Garbo’nun et ve pomat kokan pis bir filminden duygulandığı için böyle durmuyor. Bu kız Türk göklerinin en üstünde gökçülük imtihanı veren ve tam numara ile Türk toprağına inen ilk Türk kızıdır. Bakışı da, gülümseyişi de, fiyakası da, afisi de, kurumu da bizden yana ona helal olsun.

Biz onu yirmibeş yıldan beri bekliyorduk. Yani Bedriye Gökmen Bacı o zaman henüz doğmamıştı bile. Biz onu ister Bedriye, ister Hürmüz, ister Fatma olsun, ta… ilk tayyareci erkek Salim Erzurum’dan beri bekliyorduk. İlk tayyare şehidi Fethi ile Sadık’tan beri bekliyorduk.

Ortaasya’da hız alan ilk Türk Akıncısı nasıl ki, kadını ve kargısı ile dehre dervana doludizgin öyle çalana pervane akın edecekti.

Varan bir!

Yirmibeş yıllık bir hazırlıktan sonra akın başlamıştır.

Bedriye Gökmen Bacı’nın gökçülük imtihanını mümeyyizler yapmadı, mümeyyizler numara vermedi. Bu imtihanı yapanlar Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlu’da, Ağrı’da uçanlar ve oralarda kalanlar yaptı, numarasını onlar verdi.

Bu neticeden anlıyoruz ki, Bedriye Gökmen kız, birkaç defa ün almış bir Türk Bacısı’dır.

  • Kendi parası ile çalıştı;
  • Kendi tevazüü ve iradesi ile çalıştı;
  • Şatafata, lükse bakmadı;
  • Gazete makaleleri, şair kafiyeleri, ressam fırçaları beklemedi;
  • Tayyareci olduktan sonra ne olacağını, kendisine ne yapabileceğimizi, ellerini böğründe mi bırakacağımızı, yoksa başımızın tacı mı edeceğimizi düşünmedi;
  • Paramı, gücümü, benliğimi, Türk göklerine vereceğim, dedi;
  • İlk Türk kadın tayyareci olacağım, dedi;
  • Sade bir geçim için çalışıp kazandığını göke verdi
  • Kendisine işte böyle en ucuzundan bir takke, en ucuzundan bir şal ve en ucuzundan bir ceket ayırarak dişi şamanlar gibi yaşadı.

Ve sonunda dileğine, ülküsüne erdi. Ülküsüne erdi demek bilmem doğru mudur? İç benliğin erilmez dileklerine ülkü denilirse onun daha çoook dilekleri olsa gerek.

Böylesine kahraman, böyle çalışışın adına, kahramanlık derler.

Bundan üç yıl önce bir tayyare şehitleri ihtifalinde şöyle demiştim:

“Ey Kahraman Türk kızı!

Senin de şu mezarlardan birinde, sizi de şu göklerin her tarafında selamlamak istiyoruz.

Çabuk olun! Çabuk olun Türk Kızları”

Bu gün onların ne olduklarını, nasıl bir hızla atıldıklarını Bedriye’nin yenilmez gücünde görüyoruz.

Türk Hava Şehitlerini, yaşıyan Türk Hava Kahramanlarını, ilk Türk Kadın Tayyareci Bedriye Gökmen Bacı’nın göklerden derin bakışlı gözlerinde bir defa daha selamlıyorum.

Aka GÜNDÜZ

Bedriye Gökmen Facebook Sayfamıza Gitmek İçin

AHMET SELÇUK

(1930 İzmir – 1.10.2016 Antalya)

1930 yılında İzmir’de doğan Ahmet Kemal Selçuk, 1954 yılında İstanbul Teknik Üniversitesinden Makine Fakültesinden Uçak Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Ulaştırma Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı Müsteşarlığı yapan Ahmet Selçuk 17 Ekim 1986- 7 Nisan 1990 tarihleri arasında Başbakanlık Müsteşarlığı görevinde bulundu. 29 Kasım 1987 Türkiye genel seçimleri öncesi 16 Eylül 1987 – 21 Aralık 1987 tarihleri arasında Anayasa gereği İçişleri Bakanı olarak görev yaptı.

1986-1990 yılları arasında ise Başbakanlık Müsteşarlığı görevlerinde bulundu. Daha sonraki yıllarda ise Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı ve Devlet Denetleme Kurulu Başkanlığı yaptı.

Ahmet Selçuk Vecihi Hürkuş’u Anlatıyor (2010) – 1. Bölüm

AHMET SELÇUK (1930 İzmir – 1.10.2016 Antalya) 2010 Yılında Antalya’da, 58 yıl öncesine ait anılar ışığında yaptığımız muhteşem röportajı bölümler halinde yayınlarken Ahmet Selçuk Beyefendiyi saygıyla minnetle anıyoruz. 1930 yılında İzmir’de doğan Ahmet Kemal Selçuk, 1954 yılında İstanbul Teknik Üniversitesinden Makine Fakültesinden Uçak Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Ulaştırma Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı Müsteşarlığı yapan Ahmet Selçuk 17 Ekim 1986- 7 Nisan 1990 tarihleri arasında Başbakanlık Müsteşarlığı görevinde bulundu. 29 Kasım 1987 Türkiye genel seçimleri öncesi 16 Eylül 1987 – 21 Aralık 1987 tarihleri arasında Anayasa gereği İçişleri Bakanı olarak görev yaptı. 1986-1990 yılları arasında ise Başbakanlık Müsteşarlığı görevlerinde bulundu. Daha sonraki yıllarda ise Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı ve Devlet Denetleme Kurulu Başkanlığı yaptı.

TVHMD

SABİHA GÖKÇEN / İlk Türk Kadın Savaş Pilotu

Pin It on Pinterest

Share This

Bunu Paylaş

Bu sayfayı takipçilerinle paylaş!